- Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa
giderler. Güzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi devirdikten sonra
uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanir ve arkadasini dürtükler.
"Watson, yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle". Watson
cevap verir: "Milyonlarca yildiz görüyorum." Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?" Watson bir an düsünür ve yanitlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayisiyla milyarlarca
gezegenin varligini görüyorum. Yildizlarin konumuna bakarak saatin 3'üçeyrek
geçtigini çikariyorum. Teolojik olarak tanrinin kudretini ve kendi
acizligimizi görüyorum. Meteorolojik açidan da bugün havanin çok güzel
olacagini tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?" Holmes
arkadasini sabirla dinlemistir ama artik dayanamaz: "Ulan hiyar, çadirimizi
araklamislar!"
- Delinin biri,sinemaya girmek ister. Gişeden
bilet alır.Birkaç dakika sonra gelip bir bilet daha alır. Birkaç
dakika sonra gelip bir bilet daha,bir daha... Gişedeki görevli
dayanamaz, sorar: -Bu kaçıncı bilet alışın böyle ? -içeride birisi
var.Deli midir nedir?tam kapıdan girerken biletimi yırtıyor. bende
gelip yenisini alıyorum.....
- Venus, Herkul ve Don Juan, Olimpos Dagi'nin
eteklerinde oturmus sohbet ediyorlar.. Venus diyor ki.. "Ben dunya
tarihinin en guzel kadiniyim!.." Otekiler kis kis guluyor.. Herkul
diyor ki.. "Benim kadar guclu bir erkegi dunya tarihi yazmadi.."
Otekiler kis kis guluyor.. Don Juan diyor ki.. "Insanlik tarihi
capkin diye beni yazar. Benim kadar cok kadinla yatan erkek yok!.."
Otekiler kis kis guluyor.. Bakmislar kimse kimseye inanmiyor..
"Gidelim" demisler, "Tanrilar Tanrisi Zeus'a soralim. O
herseyi bilir." Zeus'un Olimpos'un tepesindeki sarayina once Venus
girmis.. Az sonra cikmis.. "Yuce Zeus onayladi. En guzel
benim.." Herkul girmis Zeus'un katina.. Az sonra gururla cikmis..
"Yuce Zeus onayladi.. En guclu benim.." Don Juan girmis iceri ve
az sonra berbat bir suratla firlamis disari.. "Kim ulan bu Mehmet Ali
Erbil?.."
- Bisküvi Acemi er, levazım başçavuşuna
yakınır : -Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin
ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu. -O halde? diye yanıtlar
başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi? -Şey...yani evet, başçavuşum.
-İçinden hiç asker çıktı mı, ulan!
- İki Kilo Yeter Adamın biri, Kayseriliye
sormuş : -Bir eşeği boyamak için kaç kilo boya gerek! Adamı baştan
ayağa süzen Kayserili : -Senin boydaki bir eşek için iki kilo yeter!
- Daha Çok İstiyor Çocuk, okuldan bir gözü
şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı : -Oğlum ne oldu gözüne?Düştün
mü yoksa? -Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın
onun gözünü şişireceğim! Annesi yatıştırmaya çalıştı : -Sakın
ha!Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek
vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız. Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş
olarak döndü.Annesi merakla sordu : -Yine ne oldu? -Arkadaşım yaptı,
daha çok pasta, çörek istiyor!
- Temel bir gün kahvede otururken
arkadaslarindan biri ona -ula temel senin hanim seni aldatiyo demis. bunu
duyan temel hemen eve kosmus, evi aramis taramis fakat kimseyi bulamayinca
sevincinden oracikta ölmüs. öbür alemde dolasirken bir anda arkadasi
dursunu karsisinda görmüs ve saskinlikla -ula dursun ben seni daha dün
gördüydüm nasil olduda ölüp buraya geldin. -valla temel hiç sorma
donarak öldüm, peki sen nasi oldunde buraya geldin. -dun kahvedeydim
biri geldi bana senin hanim seni aldatiyo dedi bende hemen eve gittim
aradim taradim ama kimseyi bulamayinca orada yigildim kaldim. -ulen
buzdolabina baksaydin ikimizde simdi sag olacaktik.
- Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu
arada 5 dakikada bir top atislari duyulmaktaymis. Merak edip sormus.
"Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye. Kraliçe Elizabeth
in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saatgeçmis
ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine sormus bir baskasina
"Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca söylenmis:
"Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"
- Fadime'nin kocasi öleli iki yil olmustu.Bir
gün akrabalarindan biri ziyarete gelir. -Kiz Fadime, gel seni
evlendirelim.Evde bir erkegin olmasi daima iyidir. -Aman ablaa,koskoca
oglum var beni kim alir? -Öyle söyleme.Balikci İdris'in karisi öleli 5
yil oldu.Bugünlerde yeniden evlenmek istedigini söylüyormus. Araya
girenlerin gayreti ile Fadime ile İdris,sade bir dügünle
evlenirler.Aradan bir süre gectikten sonra kücük Temel'e yolda
rastlayan amcasi: -Temel, nasilsin?Üvey babanla aran iyimi? Kücük
Temel: -İyidir amca.Sag olsun,benimle cok ilgileniyor.Her gün baliga
cikarken beni de yaninda götürüyor.Kiyidan bir hayli acildiktan sonra yüzme
ögreneyim diye beni denize atiyor. -Peki ögrenebildinmi bari? -Ögrenmez
olurmuyum.Motor beni birakip gittigi icin her defasinda kiyiya yüzmek
zorunda kaliyorum. -Peki zor olmuyor mu? Yok.O kadar zor olmuyor.Ama agzi
bagli cuvaldan cikmak icinbir hayli zorlaniyorum...
- Temel tavukçuluk yapmaya karar vermis ve
sehirden 1000 tane tavuk almis köyüne gelmis ve bunlari bacaklarinden
topraga gömmüs ve sulamis ancak 2 gün sonra bir bakmis tavuklarin hepsi
ölmüs. Bu duruma cok kizan ve ne yapacagini bilemeyen Temel hemen
Trabzon'daki ziraat odasina durumu anlatan bir yazi yazmis yazida
tavuklari topraga ayaklarindan gömdügünü ancak tavuklarinin öldügünü
yazmis. 2 gün sonra trbazondan yanit gelmis: - Yazdiginiz mektup elimize
ulasti.Durumu anladik ancak daha iyi bir arastirma icin lütfen topraktan
örnek yollayiniz...