Bir kişiyle konuşurken dikkat edilen en önemli noktalardan biri, nereye baktığımızdır. Doğrudan konuştuğumuz kişiye bakmak, karşınızdaki kişiye samimiyetinizi iletmenize yardımcı olur ve mesajınızın etkisini artırır. Yere bakarak veya gözlerinizi kaçırarak konuşmanız, karşınızdaki kişinin üstünlüğünü kabullenme olarak yorumlanacaktır.

        Doğrudan göz ilişkisi kurmak ve sürdürmek konusunda aşırılığa kaçmamak gerekir. Sürekli olarak bir insanın gözlerinin içine bakmak hem o kimsede rahatsızlık doğurur, hem de gereksizdir.

        Bir uzak doğu ata sözünde denir ki; "İnsanlara değer verdiğinizi onları dinleyerek gösterin..." Dinleyen insan karşısındakine odaklanır. Bakışlarını başka yöne çevirmez. Gözlerini kaçırmaz. Gözleri ve kaşlarıyla ilgi mesajı verir. Kafasını sallar. Gülümseyerek ilgilendiğini, konuda olduğu mesajını verir. Gülümsemek iletişimdeki en kısa ve en net köprüdür.  

        Göz temasının eksikliği güvensizliği çağrıştırır.

        Göz teması dürüstlük ve açık fikirlilik olarak gösterilir. Konuştuğumuz zaman size bakmayan insanlara karşı neler hissedersiniz ? Bunu mesafe yada ilgisizlik olarak yorumlayabilirsiniz. Yalnız kulaklarınızla dinleyebilirsiniz ancak karşınızdaki dinleyip dinlemediğinizi gözlerinize bakarak yargılar. Bu nedenle dinlerken konuşanla göz teması kurmak gerekir.

        Göz teması olmadan, neyi ne kadar paylaşabilir ki insan. İnsanları dinleyin, anladığınızı belirtin, göz teması kurun ve gülün. Göreceksiniz insanlar size daha yakın davranacaklar, sizinle ilgili olumlu duygular besleyeceklerdir. Bu da başarınızı ve hayattan aldığınız doyumu artıracaktır.

        Karşılaştığımız en sinir bozucu insanlardan bazıları konuşurken gözleri dışarıda bırakma (gözlerini kaçırma) hareketini kullananlardır. Bu hareket bilinçsizce yapılır ve o kişinin sizden sıkılması veya artık ilgilenmememesi ya da kendiniz sizden üstün görmesi nedeni ile sizi görmemeye çalışmasından oluşur. Konuşma sırasında altı ile sekiz göz kırpışı olan normal hızdan farklı olarak göz kapakları kapanarak bir saniye ve daha uzun  süre kapalı kalırlar ve bu arada da karşınızdaki sizi anlık olarak kafasından atar. Bunun son hali gözleri kaplı bırakarak uykuya dalmaksa da birebir karşılaşmalarda bu pek ender olur.Birisi sizden üstün olduğunu düşünüyorsa, gözlerini dışarıda bırakma hareketini yaygın olarak "burun üzerinden bakmak" olarak bilinen kafayı geriye atarak  size uzun bir bakış atma hareketiyle birlikte yapar.

Mavi gözlüler, Durağan olmayı sevmeyen, enerji dolu, karar verme
yeteneğine sahip, pozitif, eli açık kişiler. En büyük kusurları
gerçeği görmekte zorlanıp hayalperest oluşları. Peki ya diğer gözler ne
diyor?

Yeşil gözlüler, Sevdiklerini kırmayan bir yapıya sahip olan yeşil gözlüler, çok
sinirli olmalarına karşın, bastırabilmeyi başaran ve kırıcı olmamaya özen
gösteren kişiler. Duygularını, kontrol altına almayı başarabiliyorlar.

Ela gözlüler, Ela gözlü insanların, sezgileri son derece kuvvetli. Yumuşak başlı ve
anlayışlı olan ela gözlüler, gururlarına aşırı düşkünler ve gururları
incindiğinde ne olursa olsun asla affetmiyorlar.

Siyah gözlüler, Olaylar karşısında çabuk heyecanlanan siyah gözlü insanlar duygusal
yapılarıyla bu olumsuzluğu her zaman yaşıyorlar. Hem sevgisi hem de
kindarlığı çok fazla olan siyah gözlüler, hassas bir kalbe sahipler.

Kahverengi gözlüler, Her ortamda özel hayatlarına ait detayları anlatmaktan çekinmeyen
kahverengi gözlüler, art niyetsiz insanlar. En büyük olumsuz yanları
dünyaya kapalı gözle bakmaları. Çoğu kez hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar