İNSAN KAYNAKLARI DEPARTMANLARI NASIL DAHA YARATICI OLABİLİR ?

Şirketlerin günümüzün dinamizmi içinde karşılaştıkları işe alım zorlukları, en iyileri bulup, şirketlerin büyüme hızına uygun bir şekilde şirket kültürüne alıştırmak zorunluluğu ile ikiye katlanmaktadır.  Bunu yaparken bir yandan da kurumdaki mevcut tutkuyu ve bağlılığı tehlikeye atmamak üst yönetimlerin korkulu rüyası haline gelmektedir.

1990’lı yılların başında İnsan Kaynakları arenasında ortaya çıkan “kafeterya” yöntemleri ile çalışanların yan menfaatler arasından kendi ihtiyaçlarına uygun olanı seçmesi ya da cuma günleri serbest kıyafetle ofise gelebilmek gibi yenilikçi fikirler günümüzün yaratıcı İK uygulamaları arasında yetersiz kalmaktadır.  Günümüzde genç kuşağın şirketlere olan bağlılıkları aldıkları maddesel faydaların ötesinde, çalışma ortamlarının kendi hayatlarına kattığı anlam ile ölçülmektedir. Yapılan çoğu çalışan memnuniyeti araştırmalarında ortaya çıkan gereksinim, işyerinde çalışma arzusunu getirecek “heyecanı”  yaratabilmektir.  Çalışanlara yönelik yaklaşımların temel amacı “daha fazla satışı” getirecek kriterleri yaratmak olsa da, bu giderek ofis ortamına “neşe ve heyecanı” getirebilmek şeklini almaktadır.

* İşyerinde açık ve sürekli iletişimi olanaklı kılmak adına üst yönetimin gün boyu “erişilebilir” olduğu mesajını verecek şekilde “açık kapı” uygulaması,

*  Çalışanlar arasında ekip ruhu yaratmak amacıyla düzenlenen “happy hour”lar, piknikler, sıklıkla uygulanan turnuvalar,

* Doğum günü kutlamaları,

* Müşteri memnuniyeti anketlerinden alınan geribildirimlerin çalışanlarla paylaşılması,

* Ücret dışı yan menfaatler arasından (özel sağlık sigortası, bireysel emeklilik, eğitim yardımı vb gibi) çalışanın kişisel ihtiyaçları doğrultusunda seçim yapma olanağı.

Bu gibi yöntemler yaygın olarak kullanılan ancak son yirmi yıl içinde neredeyse klasikleşmiş uygulamalar arasında sayılmaktadır.  Şimdilerde daha da “çerçevenin dışında” düşünmek yoluyla yaratılan yenilikçi İK uygulamaları sahnedeki yerlerini almaktadırlar.

* Günlük çalışma saatleri arasında çalışanın arzu ettiği bir zamanda 20 dakikalık boyun ve sırt masajı,

* Özellikle yoğun stres altında çalışan kişilerin her yıl 1 çalışma gününü “minder” günü ilan ederek işe gelmemesi, o günü evinde dinlenerek geçirmesi,

* Gün içinde belli saatlerde ücretsiz meyve ikramı,

* Her çalışana hediye olarak MP3 player verilmesi,

* Uluslararası faaliyet gösteren şirketlerde farklı yerlerde çalışanların sürekli web cam aracılığı ile iletişim içinde olması,

Yukarıda sayılan yöntemler gibi, henüz yeni yeni duyulmaya başlayan uygulamaların zaman içinde yerlerini daha da yenilerine bırakacağına hiç kuşku yoktur.

Öte yandan satış performansının tüm şirket çalışanları arasında duyurularak özendirilmesi amacıyla uluslararası bir çeviri şirketinin gerçekleştirdiği uygulamalar oldukça dikkat çekicidir:

* Ofisin duvarlarından birisine dev boyutta bir oyun tahtası yerleştirilmiş, satış personeli de oyuncu taşlar olarak farklı renklerde oyun tahtasındaki yerlerini almışlardır. 4,000 Pound üzerinde sözleşme getiren her oyuncu bir zar atarak oyun tahtasında ilerlemekte, bitiş noktasına ilk varan kişi ise Barselona ya da Amsterdam’da bir hafta sonu tatili kazanmaktadır.

* Oyun tahtasının karşı duvarına ise satış panoları yerleştirilmiş ve bu duvar disko ışıkları ile donatılmıştır.  1,000 Pound üzerinde sözleşme getiren her kişi masasındaki bir düğmeye basarak disko ışıklarının yanıp sönme işlemini başlatmaktadır.  Böyle bir durumda diğer çalışanlar yaptıkları işi bırakarak başarıya alkış tutmaktadırlar.

* Her haftanın Cuma günü tüm ekibin önceden belirlenmiş satış kotasını tutturması halinde şirket tüm çalışanlarına ofis dışındaki bir mekânda yemek ısmarlamaktadır.

Sanırım, bu yöntemler yapılan işin kurumsal sonuçlarının anlaşılmasına, başarının şirket içinde duyurulmasına ve açıkça kutlanmasına verilebilecek en doğrudan örnekler arasında yer alabilir.

Kaynak: Kaynak Dergisi/Nil Ekinci

 

                                       http://www.gavurgeci.com/iky     webmaster gavurgeci